Perşembe, Kasım 26, 2009

Bir film nasıl okunur?





Cevap: İdeal okuma mesafesi olan 25 cm'den.



hehea! şaka lan şaka.. bişiler yazcam da şimdi diil..ayrıca sherlock holmes gibi film izleyen delidir. salaklaşmayın..

Çarşamba, Kasım 04, 2009

burman studio

bir teenslasher filmi: Happy Birthday To Me - J. Lee Thompson (1981)

filmin oldukça başarılı olan makyaj efektlerini gerçekleştiren şirket ise: http://www.burmanstudio.com (Thomas R. Burman ilen Bari Dreiband-Burman)

'nip-tuck (çok) gerçek' diyenler için sitede bir de video mevcut...



Perşembe, Ekim 15, 2009

The Big Lebowski, bir okuma denemesi


Onlar ki toprakta karınca, 
suda balık, 
havada kuş kadar çokturlar; 
korkak, 
cesur, 
câhil, 
hakîm 
ve çocukturlar 
ve kahreden 
yaratan ki onlardır, 
destanımızda yalnız
onların maceraları vardır.
 
(Kuva-i Milliye Destanı, Nazım Hikmet)




"Bazıları Don Kişot, bazıları sadece Sancho Panza..."
Erkut Arcak (1971-2001)

Tüm sevgilerimle...


Giriş














Film, çölde rüzgarla sürüklenen bir çalı topunu takip eden görüntüler üzerinde bir anlatıcının sesinden ‘The Dude’un (Jeffrey Lebowski) hikayesiyle açılıyor. Çöl - Los Angeles ve Deniz Kıyısı rotasını izleyen çalı, bize filmin akışı hakkında çok önemli ipuçları veriyor. Doğal ve kurak bir yaşamdan (sanayileşmemiş/modernleşmemiş/kötü işlenmiş/vahşi batı/köy toplumu) başlayarak, Los Angeles caddelerine (modern dünyaya) oradan da denize (özgürlük, gerçek değil asıl yaşam) ulaşarak son bulan minik bir gezinti... 
















Dude’la tanışıyoruz. Bir süpermarkette (deniz kıyısı planının hemen ardından, izleyicinin karşısına çıkan ürünler, markalar, modern yaşam; Los Angeles) oldukça salaş ve rahat giysiler içindeki Dude’un (moda karşıtı, umursamaz, just a ‘Dude’) 0.65$ için çek yazarak bir karton süt alışına tanık oluyor ve çok kısa süre içinde Dude karakteri hakkında oldukça fazla bilgiye sahip oluyoruz. Anlatıcının Dude’un bir ‘anti-kahraman’ olduğuna yaptığı vurgu/övgü (‘Cause what’s a hero?’ starlık (stardom), hayranlık (fandom) ve kahramanlık/rol-modellik kavramlarına olan bu kısa sorgu filmde daha da derinleştiriliyor) ve kasiyer kızın Dude’un kılığını/varlığını yadırgayan bakışları televizyondan gelen George Bush’un Körfez Savaşı ile ilgili sözleriyle tamamlanıyor: ‘...with them all for a collective action. This will not stand. This will not stand, this aggresion against Kuwait.’ Filmin bundan böyle neden söz edeceğinin zemini hazırlanmış oluyor: İnsanın modern hayat karşısındaki ‘yaşama savaşı.’ (Human Nature vs. Modern Life)

Gelişme

Hikaye,
porno film yapımcısı Jackie Treehorn’un adamlarının Dude ile Jeffrey Lebowski (Big Lebowski) arasındaki isim benzerliği yüzünden (dezenformasyon, manipülasyon, cehalet) Dude'un evindeki halıya işemeleriyle başlıyor. Big Lebowski ve Jackie Treehorn sistemin en tepesinde bulunan ve devletle iyi ilişkiler içinde olan patronları/oligarkları temsil ediyor. Dude’u evine çağırdığında öğrendiğimiz üzere Big Lebowski’nin başkanı olduğu vakıf (foundation) ise belki de filmde metafor olarak kullanılmamış tek öğe. Oligarklar tarafından sıklıkla kullanılan ‘pislik örtücü’ (bir ‘halkla ilişkiler’ elemanı) işleviyle filmde yerini buluyor. Ortada hiçbir zaman olmayan 1 milyon $’ın (para, güç, zaaf, korku, kullanma aracı, boş vaad) varlığından şüphe edilen anlarda devreye girerek olan bitenleri karmaşık hale getiriyor.

Dude’un halısına işenmesindan sonra gelişen olaylar, kapitalizmin ‘insanı’ nasıl sömürdüğünü, özellikle de en berbat işlerini gördürmek için onu nasıl kullandığını anlatıyor. Kapitalizm, ‘kendi karısını geri getirmesi için’ (Bunny Lebowski) dahi insan kullanmayı seven ruhsuz bir canavar olarak ortaya çıkıyor (Dude: “you look for the person you benefit.-Lenin). En zayıf noktasından yakalanarak “Her life is in your hands” gibi insani bir sebebe inandırılan ve buna hayır diyemeyen Dude isyana ortak ettiği arkadaşları Walter ve Dooney ile beraber, tuzağa düşürülüyor. Onların ‘Fucking amateurs’ olmalarına ve bunu bilmelerine rağmen, kullanılmalarına engel olamıyorlar. Tecrübeleri, zekaları hatta Vietnam gazisi olmaları dahi ‘sistemin gücü’ karşısında çuvallamalarının önüne geçemiyor. Kaba kuvvet ise (bir motosikletliyi haklama planı, silahın yola düşerek kendi arabalarını vurması ve ağaca toslaması) isyan için yanlış bir seçim oluyor. İlerleyen zamanlarda bir şeylerin yanlış gittiğini fark eden Dude ise artık çok geç kalıyor, boynunda asılı olan ‘büyük telefon’ (Big Brother) sürekli çalıyor, Dude’u izliyor, Dude’u istiyor.


Dude’un evindeki halının yerine, Big Lebowski’nin malikanesindeki (çalının yolculuğundaki Los Angeles) halıyı alarak evine sermesi, öncelikle Dude için yaşama sebebi olan (üslup, onur, özgürlük, insan hakları vb.) kavramların üzerine sistemin işemesi anlamına geliyor. Buna baş kaldıran, kabul etmeyen Dude ise Big Lebowski’nin evindeki halıyı alarak kendi evine seriyor, böylelikle kendisini sistemden tüm gücüyle soyutlama çabasında olmasına rağmen, sisteme bir yerinden bulaşmış oluyor. Bu halıyı alarak evine sermesi, isyan anlamına geliyor ve bunu öğrenen sistem Dude’u yok etmek istiyor.


Şömine başındaki ikinci Lebowski-Dude konuşmasında, ister sağlıklı, ister engelli olsun, başarı/para/doğru/hedef/güç gibi kavramlara bağlı bir taş kafalı ile sadece yaşamaya çalışan bir ‘ahbap’ arasındaki diyaloğa tanık oluyoruz. Dude’un ‘bir erkeğin testislere sahip olması gerektiği’ yorumu ise erkek egemen dünyaya ve erkeğin tek baş edemediği/yok sayamadığı/söz geçiremediği kavramın/nesnenin penisi olduğuna dikkat çeker. Bunny'yi geri getirmek için yola çıkmasının altında da büyük ölçüde bu dürtü yatar. 


I vs. We.

George Bush’un televizyonda Irak’a karşı ‘kolektivist’ hareketi destekleyen konuşması, iş sisteme karşı olan savaşa geldiğinde tam tersine döner. Sistem; kardeşlik, dostluk, aşk, sevgi, beraberlik, birlik olmak gibi kavramları yıkarak varlığını koruyabilmek için, Dude’un özellikle ‘yalnızlaştırılmış birey' olmasını ister. Dude ‘we’ dediği her an, korkutularak sindirilir.


Bowling Salonu


Filmin büyük bir çoğunluğuna ev sahipliği yapan bowling salonu, halkın yaşam alanı oluyor. Bowling oynayanlar sistemce sömürülen, sürüleştirilmiş halkı, bowling salonu çalışanları işçi ve köylü sınıfını, hiçbir zaman bowling oynarken görünmeyen ama sürekli olarak salonda zaman geçiren Dude ise halktan, insanlıktan yana ve fakat onlar gibi olmayan, kendi dünyasını, üslubunu yaratabilmiş sıradışı bir kimliği temsil ediyor. Bowling toplarının sürekli yuvarlanması, labutları aynı şekillerde devirmesi (strike, tamahkarlık, küçük insanlar) halkça yaşanan hayatın oldukça sıradan, tek tip oluşunu anlatırken, labutları yerine koyan mekanik sistem (bkz. Charles Chaplin, Modern Times) ise tüm bu sıradanlığın arkasında/gizli insan yapımı (human-made) bir düzenin olduğunu anlatıyor. Bowling salonu, diğer bir ifadeyle, filmin başındaki çalının yola çıktığı çöl olmuş oluyor. 












































Sırasıyla: İşçi, tarlasını süren köylü ve sistemin çarkları

Pornografi

Filmde en önemli rolü üstlenen ‘pornografi’ kavramını doğru anlamamız filmin tüm örgüsünü ve karakterleri tanımlayabilmemiz açısından oldukça önemlidir. Pornografi kavramı, modern dünyanın sömürüsünün doruk noktasını simgeleyen güçlü bir metafor olarak filmde kullanılıyor. Porno filmlerde oynayan herkes sistemce ‘öpülen’ kişileri gösterirken, diğer kişilerin porno filmlere olan tüm tutum ve davranışları kişilerin bu sömürüye olan bakış açılarını ve sistemle olan ilişkilerini açıkça ortaya koyar. Örnekle; Dude, Jeffrey Lebowski’nin kızı olan Maude Lebowski’nin kendisine izlettiği porno filmdeki tamircinin gerçekten tamir yapacağını sanıyor. ‘Johnson’ nedir bilmiyor. Dude, porno nedir bilmiyor. Ama ‘fuck’ kelimesini de ağzından eksik etmiyor. Bu çarpıcı ayrım Dude’un aptal ya da saf olmadığını ve pornonun filmdeki anlamını açıkça gün yüzüne çıkarıyor. Aslında pornografi yerine buna pekala doğrudan ‘cinsel ilişki’ de denilebilir, zira filmde cinsel ilişkinin olduğu her yerde patron-köle ilişkisi vardır.



Karakterler


Bunny Lebowski. Jeffrey Lebovski’nin karısı. Nemfomanyak, para düşkünü bir gecekondu kızı. Zengin kocasından daha fazla para koparabilmek için bir porno film yapımcısıyla (Jackie Treehorn) anlaşarak kendisi için fidye istetir. (Kara para ilişkileri, para için her şeyi yapan insanlar)

Maude Lebowski. Jeffrey Lebowski’nin kızı. Bir gece aniden Dude’un evine adamlarıyla gelerek annesine hediye ettiği halıyı alır ve Dude’u ‘öper’. Dude’un ‘büyük penisi’ Maude’un onu ‘öpmesi’ için ona göre yeterli bir sebeptir. Maude, Dude’u iğfal eder. Daha sonra Dude’un spermlerini doktoruna kontrol ettirerek onaylatan Maude, Dude’dan hiçbir izin isteme gereği görmeden ondan spermlerini ‘alır’.

Maude karakteri üzerinden son yılların yeteneksiz, ahmak ve kokuşmuş sanat camiasına da ağır bir gönderme vardır. Maude ve benzerleri, feminizm dalgası üzerinde nereden geldikleri ve ne yöne gittikleri belirsiz kadın sanatçıları ve sadece kendilerine meşgale olsun diye sanatçı sıfatını (tıpkı Lebowski gibi ‘zor kullanarak’) taşımakla içlerindeki boşluğun önüne geçme sevdasındaki sanatçıların aslında birer taş kafalı olduklarını sert biçimde ortaya koyar.


Brandt. Jeffrey Lebowski’nin yardımcısı. Oligarkların dalkavuklarını (günümüz medyası, parti yandaşları vb.) simgeler. Brandt’in gay oluşuysa filmdeki pornografi kavramı ışığında ele alındığında, onun da ‘kendini öptürenlerden’ olduğunu bize gösterir.

‘Öpülmeyenler’ sadece oligarklar, devlet ve onun kolluk kuvvetleridir.
 














Jesus












Walter

Walter, Jesus ve Dooney. Halktan/çölden karakterler. Dünyayı şekillendiren ve sistemi besleyen iki majör kavram olan milliyetçilik ve din kavramları Walter ve Jesus karakterleriyle ele alınır. Dude’un bowling salonunda Jesus’un iyi oynadığını söylemesi üzerine, Walter’ın ‘Yeah, but he's a fucking pervert, Dude.’ demesiyle; ‘din’in bireyin tüm pisliklerini örtme amaçlı kullanılması, bireye büyük bir özgüven bahşetmesi, sosyo-ekonomik anlamda onu olduğundan daha üst bir seviyeye çıkarması (mor, şaşalı giysiler, din gösterişi, 'kitsch') durumları kusursuz bir biçimde özetlenir. (Jesus: ‘Nobody fucks with the Jesus’)


Walter ise, ‘milliyetçilik’ kavramının hayatta nasıl bir anlam kazandığını gösterir. Örneğin Walter, kahve içtiği cafede garsonu tersleme, yüksek sesle konuşma ve benzeri hakları büyük bir özgüvenle kendisinde bulur. Aşırı milliyetçi oluşu, Walter’u, zeki birisi olmasına rağmen, rasyonel düşünceden her zaman mahrum bırakır.
 
















Dooney the Good 

Dooney. Halk kanadının diğer bir üyesi, Dude ve Walter’ın arkadaşı. Dooney, sürüleşmenin ve korkaklığın getirdiği ahmaklaşmanın sembolüdür. Son derece saf ve iyi birisi olmasına rağmen bunlar bu düzen içinde hayatta kalabilmesi için yeterli değildir. Dooney, sistem karşısında kendisini geliştirememiş olmanın, rasyonel düşünceden uzak oluşunun faturasını
Authoban grubu üyeleriyle bir kavga sırasında (faşizm) hayatıyla öder. Varlığı, ancak öldüğünde hissedilir.

Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı,
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür

(Meçhul Öğrenci Anıtı, Ece Ayhan)

The Good, the Bad and the Ugly vs. The Big Lebowski
Bu üç karaktere bakarak, Sergio Leone’nin The Good, the Bad and the Ugly filmine de bir gönderme olduğunu söyleyebiliyorum. Bu filmde ‘halk tarafından’ yok edilerek cezasını çeken karakter ‘The Bad’ olurken, The Big Lebowski’de belki de en ‘iyi’ olan Dooney yok edilen karakter oluyor. Sistem için ‘The Bad’ olan Dude ise hayatta kalıyor. İki filmi tersten bir mukayeseye sokabiliyorum.

Dude’un Rüyaları

1. rüya:














Yukarıda bahsettiğim, Maude’nin adamlarıyla Dude’un evine yaptıkları baskın sırasında Dude’un bir yumrukla bayıltıldığında gördüğü rüya. Bu rüyada Dude, Maude’yi Jeffrey’in malikanesinden aldığı ve üzerinde uzanmakta olduğu halının üzerinde uçarken görür. Kendisi de, uçarak değil yüzerek (ıslaklık-seks), kendisini takip etmektedir. Maude’den hoşlandığı ve o anki halinden de epey hoşnut oluşu suratındaki ifadede açıkça görülür. Ardından bir anda elinde beliren bowling topunun ağırlığıyla yere/karanlığa hızla düşüşü ve yüzünde oluşan panik ifadesi öncelikle Maude’yle arasındaki sınıfsal ayrımın bilincine erişine (zengin kız-fakir erkek), sonrasında Maude’nin kendisini ‘öpmesi’ ile yaşadığı ejekülasyon sonrası depresyona ve Maude’nin ‘işini bitirip çekip gitmesine’ işaret eder. Bu okuma ilk bakışta anlamsız gözükse de, yaşanan cinselliğin sembolik daha doğrusu yarı-gerçek olmasıyla anlam kazanır. Başka türlü Dude’un Maude’nin evine yaptığı birinci ziyarette, sperm kontrolüne gönderilmesi bir açıklığa kavuşamaz. Koyu bir ‘feminist’ olan Maude, diğer ifadeyle ‘erkeğe eş değer’ bir figür olan Maude, baygın halde yatan Dude’u ‘öpmeden’ oradan ayrılmış olamaz. Dude’un büyük penisine hayran olmuş, ve ondan bir çocuk sahibi olma ihtirasına bürünmüştür. Bununla beraber, Dude’un penisine söz geçirememesini yeniden hatırlar ve bowling oynayanların neredeyse tamamının erkek olduklarını da buna eklersek, feminizm vs. erkek egemen dünya bahsinde oldukça sıkı bir açılıma varırız.


2. rüya.




























İlk ‘rüyasında’ sadece Maude tarafından öpülen Dude’un ‘büyük namı’ kulaktan kulağa yayılmıştır. Porno film yapımcısı Treehorn’a yaptığı ziyaret sırasında gelen telefonda Dude’un kendisine ‘borcunu’ penisiyle ödeyebileceği bilgisi ulaşır (arayan yüksek ihtimalle Maude’dir, rüyada da yer alır). Treehorn’un gözleri parlar. Bu rüyada Dude artık Dude değil ‘The Dude’dür. Porno yıldızı yapılmış ve yüzlerce kadına ‘öptürülmüştür’.
Bu iki rüyayı destekler nitelikte üç metafordan daha bahsetme gereği duyuyorum: 
















Özel Dedektif Brother Shamus

1- Anlatıcı ve Brother Shamus-Dude Diyalogları


Bunny’nin ailesi tarafından Dude’u izlemekle görevlendirilmiş özel dedektif Brother Shamus ve filmde kovboy kostümüyle görünen anlatıcının Dude’a: ‘Bir şey söylememe izin ver. Tarzına hayranım. Her taraf adına da oynuyorsun.Herkesi idare ediyorsun. Mükemmel bir işçilik.+ Anlatıcı: Do you have to use so many cuss words?’ demeleri esasen tüm bu olan bitenler sırasında Dude’un mütemadiyen ‘öpüldüğünü’ ve ünlü bir porno yıldızı yapıldığının altını çizer. Dude, bu sözlere bir anlam veremez çünkü bundan haberdar değildir. Dude, ‘bilinçsiz’ (unconscious) ve oldukça da ünlü bir porno yıldızıdır.













White Russian.













Bira.


2- White-Russian vs. Bira


Film boyunca Dude’un elinden neredeyse hiç düşürmediği White Russian kokteyli sütle hazırlanmaktadır. Süt, beyazdır. Dude içkisini hazırlarken sütü koklar. İçtikten sonra bıyıklarında beyaz bir süt lekesi kalır. Barmenden bir keresinde “Give me a Caucasian" diyerek White-Russian ister. ‘Caucasian’ kelimesiyse ‘cocaine’ kelimesine fonetik olarak çok benzemektedir.


Bir önemi var mı? Bana kalırsa var. Paul Thomas Anderson’un Boogie Nights filminde porno film sektörünün perde arkası tüm çıplaklığıyla anlatılır. Bu sektörde ‘cocaine’, motordur. Dude’un bilincini yitirdiği anlar sıklıkla White-Russian içtiği anlara denk düşerken, Threehorn’un elinden içtiği White-Russian sonrasındaysa artık tamamen bilinçsizdir. Yanısıra, White-Russian, bu şekilde okunsun ya da okunmasın, filmin sürreal atmosferinin baş oyuncusudur. Dude’u diğerlerinden ayrıştıran, Dude’un sakin ve soğukkanlı karakteriyle özdeşleşen mükemmel bir art direksiyon unsurudur. Dude, sistemle başını belaya sokmadan önce yalnızca marihuana ve bira içmektedir. Sınıflar ayrımı-çatışması ve Dude'un 'değişimi' White Russian vs Bira+Marihuana (Çiçek Çocuklar, 68 kuşağı) ile sembolleştirilir. Filmin ‘fan’ları tarafından Dude’un resmi içkisi olarak kabul gören ve büyük sempati toplayan White Russian, ne yazık ki, Dude’un içkisi değildir. Filmin, ve her iyi filmin de işlediği ‘hiçbir şey göründüğü gibi değildir’ diskurunu destekleyen bir ögedir. Coen Biraderler, bir taşla çok kuş vurmuştur...
 















Oje.

3- Oje.


Bir sahnede Dude, bowling salonunda tırnaklarına oje sürmektedir. Dude’dan kesinlikle beklenmeyecek bu hareket bize oje kullanan diğer iki kişiyi anımsatır: Bunny Lebowski ve Jesus. Burada oje, çok öpülenlerin bir alameti farikası ve ‘zorla benzeşmek’
kaygısı (moda, marka tutkusu vb.) olarak yorumlanabilir. Dude oje sürdüğü esnada, bir porno yıldızıdır.


Final: Dude vs. The Dude vs. Nihilizm


Bitirirken, The Big Lebowski’de nihilist olarak nitelenen herkesin aslında nihilistlikle bir ilgilerinin olmadığını da eklemek isterim. Bunlardan Jackie Treehorn, ki nihilist olduğunu söyleyen Dude’dur, porno film yapımcısıdır, yani oligarklardandır. Nihilist olduğundan hiçbir şekilde söz edilemez. Yine filmdeki karakterlerce nihilist oldukları sanılan Authoban adlı eski müzik grubu, yeni porno film oyuncularının durumuysa Bunny Lebowski’nin durumuna denk düşer. İyi müzik yapmalarına rağmen piyasa müziği yaparak para kazanma hırsıyla sanatlarından ödün veren müzisyenlere benzerler. O kadar öyledir ki, grubun solistinin sevgilisinin ayak parmağını dahi keserler. Bizi burada ilgilendiren nokta, Dude’un ve arkadaşlarının bu kişileri nihilist sanıyor oluşlarıdır. Sebebi de ancak sıkı bir medya eleştirisiyle örtüşebilir. Evet; hiçbir şey, göründüğü gibi değildir.

Sosyo-ekonomik açıdan bakalım ya da bakmayalım, film bize Bunny’nin sistemin kollarına kendi arzusuyla (conscious) girmiş bir insan olduğunun da altını çizer. Devamla, Dude’un kaderi de tıpkı Fawn Kneutson’un Bunny Lebowski adını alarak iki anlamda da bedenen/fiziken/madden bütün bir varlığının (existence) kullanılması/becerilmesiyle uyuşur. Sistem, tuttuğunu ‘öper’. Dude da, ürünleştirilir, ‘The Dude’ olur. Yani sistemi en boşlayan/umursamayan/dışında kalmak isteyen kişi dahi, sistemden kendisini kurtaramamakta, bilinçsiz 
(unconscious) olarak da olsa kendini sistemin çarkları arasında bulmaktadır. ‘Bunny’ ile ‘The Dude’ arasında 'güzel insan' olmaktan doğan bir bilinç ayrımı vardır. Bu ayrımdan dolayı sisteme kendisini ‘öptüren’ Bunny bunu yalnızca para ve seks uğruna ‘bilinçlice’ yaparken, Dude, ‘bilinçsizliğinin’ kurbanı olmakta ve ‘öpülmektedir’. Buna da aldırmayanlar, işte onlar gerçek nihilistlerdir, ve her şeye rağmen ‘orada bir yerlerde olduklarını bilmek ve daha da çoğalacaklarını ümit etmek’: Güzeldir. 

(Dude: ‘Yeah man, the Dude abides.’)


Filmin başından sonuna dek kullanılan The Big Lebowski= Jeffrey Lebowski=Big Brother eşleşmesi filmin anlatıcısının kapanış sözleriyle gerçek anlamını bulur. ‘Big’ ünvanı, yüreği de penisi gibi büyük olan Dude’a ithaf edilir:

Dude, The Big Lebowski’dir.


DALGACI MAHMUT

İşim gücüm budur benim,

Gökyüzünü boyarım her sabah,

Hepiniz uykudayken. 

Uyanır bakarsınız ki mavi. 

Deniz yırtılır kimi zaman,
Bilmezsiniz kim diker;

Ben dikerim. 


Dalga geçerim kimi zaman da,
O da benim vazifem;

Bir baş düşünürüm başımda,

Bir mide düşünürüm midemde,

Bir ayak düşünürüm ayağımda,

Ne haltedeceğimi bilemem.


Orhan Veli


Ek: The Big Lebowski, anlatıcının filmin başında söylediği üzere, Dude’un değil ‘The Dude’un hikayesidir. 'Öpülen Dude’un hikayesidir. Öyleyse filmin en başında evine gelen iki tane çapulcu gerçekten de Jeffrey Lebowski’nin koskoca malikanesine baskın için yola çıkmış olabilir mi? Akla yatkın değil... Dude siyasi geçmişinden dolayı, sistem tarafından oyuna getirilerek öpülmüştür. Süpermarkette 0.65$ için çek yazması ve çekin üstüne balina resmi çizmiş olması (bir sahnede küvette dinlediği albümün adı 'Song of the Whale'dir) sembolik anlam taşır. 'Şüpheli', anarşist bir şahıstır. Yok edilmelidir. Filmin ana hikayesi budur.



























Ek 2:














Dude, filmin sonunda yeniden bira içerken.

Ek 3: "Sistemler rasyonelleştikçe, insan irrasyonelleşiyor."
"Çağdaşlaşma her genç kızın başına gelmesi gereken şeyin, her genç erkeğin başına mutlaka ve inşallah gelmesi gereken süreçtir" - Ünsal Oskay.
Saygıyla...

Ek 4: Dude ve Walter'un, Dude'un arabasında buldukları 15 yaşındaki bir çocuğa ait olan ev ödevinden yola çıkarak, çocuğu hırsız sanarak evine gitmeleri ve ardından Walter'ın öfkeyle başka birisinin arabasını parçalaması, ve o kişinin de Dude'un aracını parçalaması, aslen Dude'un tıpkı Jeffrey Lebowski ile isim benzerliğinden ötürü başına gelenlere benzer. Dezenformasyon ve cehalet her zaman kaba kuvvetle ve hayal kırıklığıyla sonuçlanır. Ve evet yine: Hiçbir şey göründüğü gibi değildir.
Ek 5: Paranoyak bir yaklaşımla; çocuğun babasının bir Western dizisi olan 'Branded'in senaristi Arthur Digby Sellers oluşu şöyle de yorumlanabilir: Maude'nin Dude'a izlettiği filmde olduğu ve Treehorn'un da dediği gibi 'porno filmler' oldukça gülünç senaryolara sahiptir. Bu yüzden sistem Arthur Digby Sellers'dan Dude için sıkı bir senaryo kaleme almasını istemiştir. Jeneriği Western karakterlerle hazırlanmış olan The Big Lebowski, Dude'un porno filmidir. Yazarı, Arthur Digby Sellers'dır.
Walter'ın dizinin hayranlarından oluşu ve Dude'un ise polis aracında Branded'teki şarkıyı söylemesi de buna eklendiğinde, yeniden sıkı bir medya eleştirisine varılır. Halk medya kanalı ile kandırılmakta ve öpülmektedir.
Ek 6: Yorumlarda bahsini ettiğim okumayı buraya taşıma gereği duyuyorum:
Jeffrey Lebowski ve ailesi de porno film yapımcısı olarak resmedilmiştir. Maude'un porno filmler konusundaki derin bilgisi bunu böyle düşünmek için yeterlidir. Maude, Dude'u test eden ve nakte çeviren figürdür. Film, oligarkların/sistemin halkı sömürerek/öperek kara para aklama hikayesi üzerinedir. Boogie Nights filminde de rol alan, Julianne Moore (Maude) ve Philip Seymour Hoffman (Brandt)'in filmde Dirk Diggler'a aşık oluşu The Big Lebowski'de aynı karakterlerin Dude'a aşık oluşu ile birebir benzerlik taşır, aynen tekrarlanır. Oyuncu seçimi tesadüfi değildir, porno film sektöründeki ilişkileri anımsatmak adına oldukça bilinçli bir tercihtir.

Çarşamba, Eylül 16, 2009

blogspot'a giremeyenler için...






giremeyenler için dedik apti!


hehea!



Cuma, Eylül 04, 2009

pom!















mesleklerine tam bir isim verilememesine rağmen meslektaş olan insanlar: mesut yar ile metin uca


Çarşamba, Ağustos 26, 2009

scan bilen

resimleri hala yandaki gibi bol beyaz alanla scan edenler olduğunu bilmek beni mutlu ediyor. napıyonuz la dosya kaadı mı koyuyonuz napıyonuz alta allan adamları??

Salı, Ağustos 18, 2009

17.08.2009 Radikal sf:15!




















Dünkü Radikal'in 15. sayfası muhteşem bir hataya ev sahipliği yapıyor sayın seyirciler. Editöre yazılan bir not olduğu tahmin edilen bu alt başlık uzun süre unutulmayacaktır diye umuyoruz. (hadi len..)

tıklarsan büyüyekoyar


Cuma, Ağustos 14, 2009

minikedi no:1




Perşembe, Temmuz 02, 2009

laçin şirketler grubu (lacin.com.tr)



Cumartesi, Haziran 13, 2009

mickey rourke suda













fakat?!

Pazartesi, Mayıs 18, 2009

sucu amca (pek yakında)

manyağın biri türk böbrek vakfı'na mangal bağışlasa ya ayda bi..

(bunun logo da benziyo mu bunlara ne?? t ile b yanyana gelince grafikere bi haller olur her zaman zaten..)

pöçek


portakalı, ağacı falan kesince "ateizm" yazsa ya içinde bi seferinde?

e o zaman onu kim yazdı oraya akıllım??

hehea!

Salı, Mayıs 05, 2009

arı mineması

ankarada şu anda arı stüdyosu'nun olduğu binayı bilenler bilir. milli kütüphanenin tam karşısı. işte orası eskiden arı sineması idi. trt satın aldıktan yaklaşık 10 sene kadar sonra orayı aramıştım bir gün:

-alo? arı sineması mı??
- ne arı sineması kardeşim 10 sene oldu burası arı stüdyosu olalı..
- hea? film oynamıyo mu orda artık?
- oynamıyo.
- heaa..benim palto kalmıştı vestiyerde de.. onu nasıl yapıcaz peki şimdi?
- kardeşim dalga mı geçiyosun sen benimle?!
- iyi akşamlar canım.. çat!.. (hahahaheaaa!)

pii...


Cumartesi, Mayıs 02, 2009

Dana International

Geçen gün sabah uyuyorum, daha uyanmamışım yani, rüya görüyorum güzelce. İş Bankasında sıra bekliyorum. "Ding!-Dong!" diyo makine, sıra ilerliyor.. Bekliyorum ki sıra gelsin. Havale yaptırıcam :) "Ding!-Dong!" diyo, millet geçiyo sıraya. Benden önceki herifler falan yaptırdı işlemini krallar gibi, ben hala sıradayım elimde kaatla. "Ding!-Dong!"..yok gene bende diil sıra.. Tam "Ulan allah mısınız be!" diye patlayacakken, uyanıverdim. Kapı çalınıyo: "Ding!-Dong!" "Ding!-Dong!" "Ding!-Dong!". Kapıcı Numan'mış gelen. Ben de diyorum benim ne işim var ulan bi anda iş bangasında, tam da iş üstündeyken..


Perşembe, Nisan 30, 2009

yasal uyarı


blog ödülü vb. saçmalıklara kendini aday gösteren, blog yazarlığından söz etmesin.



Salı, Nisan 28, 2009

abo..















e gel de şekle girme şimdi..

8 yaşında falan idim. bizim apartmanda bi kız vardı Petek diye. gıcıklık olsun diye "balını içiim petek! hehea!" demiştim. sapıkça değil salakçaydı tabii.. bu flashbacki yaşattı bana helal olsun çağlaya..


ayrıntılı bilgi için: http://www.hurriyet.com.tr/magazin/anasayfa/11525261.asp



Pazar, Nisan 26, 2009

kulakını

kulak kirinin acı olduğunu bilmeyen var mı?


hah! hepiniz pisliksiniz........................

(böyle onlarca nokta koymayı marifet belleyenler, siz 1000 kere pisliksiniz evladım..)



Perşembe, Nisan 23, 2009

ırıspı

if
orospu mantısı:
kıymalı makarnanın üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek
orospu çayı: çaydanlıktaki soğumuş çayın ısıtılarak yeniden servis edilmesine verilen ad
orospu dolması: malzemesi ve sarılışı uydurukça olan dolma


then
orospu temizliği: kirlenen her yeri selpak havluyla silmek

icat edilmemiş olsa şimdiki gelinlerin hali yamanıdı... ulen nenen her gün daşlara beş yol su eder; öteyi beriyi arap sabınıynan yıkar yunar; anaan entarisini, fistanını, babaan goyneeni, pantulunu, senin poklu bezini dere gıyısında çitiler, sakız eyleridi.. ha böle sen gibin her zike selpak havlıynan girişmez, temizlik ettim deyu gıçın devirip yatmazidi.. otur da bari iki nakış işle, totoşop senin neyine a sidikli zibidi!..


Pazar, Nisan 19, 2009

print out

ankara'da fırat color'un yanında bi yer vardı. okul zamanı renkli çıktıları ordan alırdım. adamın adı sanırım erdoğan falandı.. bıyıklı şişko göbekli bir adam..

ne zaman gitsem boyuna "billur yap!" diye emirler yağdırıyo elamanına, ben diyorum yahu ne diyo bu adam, ne billuru, elması?? meğersem photoshopta "blur yap" der imiş yazık....o geldi şimdi aklıma...


Cumartesi, Nisan 18, 2009

unutamadığım isimler

cevat prekazi
tevfik gelenbe
ayşen gruda
özcan oal
ahmet kurtcebe alptemoçin
refaiddin şahin
necip torumtay

ali can lakot
hugo sanchez
keriman halis
selçuk parsadan
vedat dalokay
rıza silahlıpoda

sürer..

Cuma, Nisan 17, 2009

pisler


"yoruma gerek yok her şey ortada"cılar var ya şimdi bi de. onlar maldır. cümle kuramıyorum, 50 kelime biliyorum demiyo da şuna..karakoncolos..

birinci bölüme ek: doktor böyle konuşsa ya? ürolog misal..


Pazar, Nisan 05, 2009

gürel's vs. özülkü's






















1- gürel çifti mutlu bir evlilik tablosu çizer, özülkü çifti de...
2- seden gürel şarkıcıdır, eda özülkü de...
3- aykut gürel aranjördür şarkı söylemez, metin özülkü'nün hanımıyla düet yapmışlığı vardır...
4- 2 çift de medyadan uzak durmayı prensip belleyerek sakin yaşamayı seçmişlerdir.
5- bayanlar dönem dönem albüm ve imaj çalışmalarına soyunurlarken, baylar işin mutfağında olmanın verdiği ağırlığı taşır.
6- aykut gürel ve metin özülkü, eşlerinin civcivli simalarının tam aksine hayattan bezmiş gibidirler, baygın bakarlar!
7- 2 çift de görenlerde boğaz manzaralı birer villada oturdukları hissiyatı uyandırır, sebebi bilinmez!


Pazartesi, Mart 16, 2009

unutma no 1:

nenen de chat yaparıdı, unutma.

Çarşamba, Mart 11, 2009

1 reklam



Salı, Mart 10, 2009

berber

berber değiştirdiğinizde yeni berberin eski berbere gel beraber..eski berbere bok atması hikayesi vardır ya hani. işte ona bir örnek verip kaçacağım. bir gün berbere gittiğimde beni her zaman tıraş eden berberime sayısal lotodan büyük ikramiyenin vurduğunu ve artık işi bıraktığını öğrendim. (bu konulara sonra gireriz...) neyse mecburen başka birisine tıraş olmak için koltuğa oturduğumda şu sözlere şahit oldum bak müftü: "ya abi sen murat'ı siktir et. o müşterilere araba parfümü sıkardı zaten..."


Perşembe, Şubat 05, 2009

magazingo

magazinde "sağlıklı biriyim elbette bir sevgilim olacak" ve "sosyeteyi bence doğru tanımlamak lazım..." salaklıkları sürüyor mu lan hala?


Perşembe, Ocak 29, 2009

noktalama


TDK'nın ettiğine bakın hele...

Eğik Çizgi ( / )

...

5. Genel Ağ adreslerinde kullanılır: http://tdk.gov.tr


Ters Eğik Çizgi ( \ )

Bilgisayar yazılımlarında art arda gelen dizinleri birbirinden ayırt etmek için kullanılır: C:\Dos>MD \Oyun


hahhh! utanmasalar şu maddeyi de eklicekler:

6. :/ msnde, mircda, skypede ve/veya (buradaki kullanışı çok başkadır) daha başka türlü İnternet ortamlarında ağız eğmek, mana verememek, şaşırmak, yamulmak vb. duygu belirtgeçleri olagelir.

piii..sanki bunları almasalar kılavuza o komutlar çalışmayacak. adamlar tdk'ya uysun deyu mu o komutları öyle yazdı ne lan bu kafamı karıştırmayın benim. bye!

kaynak: tdk