Pazartesi, Haziran 27, 2011

kırmızı sihir

5 yaşında falan olmalıyım.. oturma odasının duvarındaki termometreye aklım ermiyordu. altında kırmızı mini bir topu olan ve ısıya göre yükselerek ısıyı ölçtüğü ebeveynlerim tarafından şahsıma deklare edilmiş akıl sır ermez bir aygıt. cıvaymış içindeki de. vay be.. cıva he mi?

babamın "kırılırsa eğer, yerde bilye gibi seker bu cıva.." demesiyle termometre gözümde iyiden iyiye gizemli bir kimliğe bürünmüştü. zaman zaman kimse görmeden termometreyi duvardan indirir, uzun ve kaygan çubuğunu öper koklardım. haha..dur lan anlatıyoz.. zaman zaman kimse görmeden termometreyi duvardan indirir, o uzun ve kaygan çubuğuna dokunur, parmağımı kırmızı mini topunda beklettikçe kırmızı çizgisinin usul usul yükselişini seyrederdim. o yaşlarda bir şeylere yön veriyor olmak çocukların en sevdiği oyunlardan birisidir. su tabancası yahut uzaktan kumandalı araba benzeri oyuncaklar bu yüzden onları delirtir. lakin vücut ısımla bir noktaya kadar yükseltebildiğim termometrenin kırmızı çizgisi o noktadan sonra hareket etmiyor ve oyunum çok geçmeden son buluyordu. ayrıca nasıl yükseliyordu?? sihirbaz mıydım yoksa? "ben dokununca yükseliyo bakınnn!! :)" diyerek ağbimi kıskandırma girişimlerinde bulunduğumu ve "oğlum bırak onu kırılır.. oyuncak mı o?" dediklerini de yine dün gibi anımsıyorum sevgili ebeveynlerimin.

İçinde cıva denen o kışkırtıcı kırmızı eczanın bulunduğu termometre, duvarda gün geçtikçe dev bir soru işaretine dönüşüyordu. Her 10 dakkada bir koltuğun üzerine çıkıp ta dibine girerek "vuhaa..anne yükseliyo bu!" dediğim günlerden birinde bizde çay içmekte olan
teyzemin "meteorolog olacak herhalde bu çocuk.." demesini ve ağbim dahil herkesin gülmesini geçen salı günü gibi anımsıyorum...

Evde kimseciklerin olmadığı bir gün termometreyle başbaşaydım işte. Aylardır uygulamayı düşündüğüm müthiş planımı hayata geçirmenin artık vaktiydi. Termometreyi duvardan indirdim. Bu cıva denen şey ısınarak yükseliyorsa kibiritin ateşine acaba ne tepki verecekti? elimi koltuğa sürterek yaptığım denemelerde en fazla 30'u gösteren çubuk bu kez en yüksek sınır olan 50'yi de görebilir miydi yoksa sayın seyirciler? Evde kimse yokken her çocuğun mutlaka denediği kibritle oynama oyunundan gelen tecrübemle mutfaktan aldığım kibriti kutusuna usta bir hareketle sürttüm ve sigaramı yaktım. pff..ya bi git..titreyen minik ellerimi yavaşça masada duran termometrenin kırmızısına yaklaştırdım. Aman allahım yükseliy..."Puffmm!"

Termometrenin minik kırmızı topu patlamış, her yan kan revan içinde...minik kırmızı topu patlamış ve termometre kapkara olmuştu. Ter içinde kalmıştım. Hemen yerlere bakındım. Yerlerde bilye falan yoktu. Termometreyi yerine astım.

"Big-Bang"den 3 gün sonra annem "A-aa..nolmuş buna böyle??" diyerek önce termometreye ardından bana baktı. Ben soğukkanlı bir katil gibi: "Memet onu kibritle patlattı!" diyerek büyük bir iftiraya imza attım. Memet her ne kadar "hayır ben yapmadım o yaptı!" diyerek ağlasa da günde 20 sefer termometreyle yatıp kalkan bir meteorolog adayının böyle hunhar bir davranışta bulunamayacağına kanaat getiren aile büyüklerimiz Memet'i suçlu buldular. Sonra kuşpalazı falan olmuştu, öyle anımsıyorum..

2002